17.11.2008

HÜLYA KOÇYİĞİT

Kökümde köylü kızı var

Sevilen eş, borcunu ödemiş anne, ultra yumuşak anneanne, çıplak olmayan erotik film yıldızı, Susuz Yaz, Firar, Kurbağalar...
Hülya Koçyiğit’i nasıl bilirsiniz?
Ünlü sanatçıyla anneannesi için Giresun’un Hisarcık köyünde yaptırdığı okul vesilesiyle buluştuk. Peki bununla yetindik mi? Tabii ki hayır!

Son yıllarda sosyal sorumluluk projelerine verdiğiniz destek dikkat çekici. Sayenizde Giresun’un Hisarcık köyü çocukları yeni okullarına kavuştu. Neden Giresun?
Anneannem orada doğdu ve beni 2 yaşıma kadar o büyüttü. Kökümde köylü kızı var benim. ‘Güvenme güzelliğine bir sivilce yeter, güvenme servetine bir kıvılcım yeter’ derdi bana. 'Tuttuğun yoldan dönme, boşadığınla evlenme’ hep onun lafları. Öyle özlüyorum ki onu. Anneanneciğim için orayı seçtim; onun gibi köylü çocukları için.

Birçok ünlünün kızı, torunu var. Ama hep gündemde olan sizin aile... Sanırım onlara aşırı düşkünlüğüm çok belli oluyor. Hala Gülşah’a ‘Sana olan borcumu ödemeye çalışıyorum’ derim, ‘anne etme böyle laflar her ihtiyacım olduğunda yanımdaydın’ der.

Yumuşak bir anneanne görüntünüz var, öyle misiniz?
Ben baskı altında büyüdüm. İlk çocuktum ve hep ezildim. Ben tam tersi bir anne oldum ama ne ilginçtir ki annemin baskıcı yapısı Gülşah'a geçti.

Arada atışmalarınız oluyor mu, "Torunlarıma yumuşak davran" diye?

Tabii. Çocuklar bana kaçmayı tercih ettiler zaman zaman. Neslişah’ın gördüğü baskıdan ezikliği vardır. Ama atacak.

Adnan Menderes’in eşi Berrin Menderes’in hayatını film yapmak gibi bir hayaliniz var. Bir gelişme var mı sponsor olayında?
Maalesef, keşke olsa. O dönem büyük acılar yaşandı. Bir daha yaşanmaması için bunun filmini yapmak istiyorum. Bugün bile Genel Kurmay’dan açıklama geliyor. Hala yaşıyoruz. Hem yapımcı olmak istiyorum, hem de onu oynamak.

- Ediz Hun’la başrollerini paylaştığınız ‘Hıçkırık’ filminin dizisi yapılacakmış. Şimdilik Nurgül Yeşilçay’ın adı geçiyormuş. Uygun bir isim mi?
Değil. Çok iyi bir oyuncu ama gitmez. Nurgül çok güzel ve fiziksel cazibesi ön planda. Onun dişiliğini seyretmeyi seviyor seyirci. Bir de kendini son zamanlarda çok tekrarlamaya başladı. Ayrıca veremli hasta, narin, zayıf, çelimsiz biri olmalı. Beren Saat olabilir, Bergüzar olabilir. Bu rol için değil ama bir de Özgü Namal’ı çok beğeniyorum.

SUSUZ YAZ, DUVARA KARŞI...
Susuz Yaz 1964’te Altın Ayı aldı, tam 40 yıl sonra da Duvara Karsi. İki film arasında benzerlik var mıydı, ortak bir duygu? Ve Fatih Akın’ın yönettiği bir filmde oynar mısınız?
Çok isterim. Fatih’te yoğun bir enerji var. Çok başarılı. Benzerliklere gelince. İki hikayenin de anlatım biçimlerinde bir hırçınlık var. Öyle güzel resimlerle anlatılmış ki duygu. Metin Erksan’ın 40 yıl önce kullandığı tekniği Fatih kullanmış. Duvara Karşı da olağanüstüydü. İkisi de yaşanmış hikayeler. Tokat gibi filmlerdi.

Kurbağalar filmi küçükken beni çok etkilemişti. Tabii o zaman bu filmle ilgili size soru sorabileceğim aklımın ucundan geçmezdi. Soruyorum; bütün kurbağalar gerçek miydi? Nasıl başettiniz?
Sülükler de vardı, sadece kurbağa değil. Tabii ki gerçekti. Dul bir kadın, zor bir hayat, kurbağa yakalayıp para kazanmaya çalışıyor. Sete kilolarca kurbağa geldi. Feci kokuyolardı. Bir de çuval sürekli hareket ediyor. Onları düşünmekten dudaklarım uçukladı. Şerif Gören, "Yakın çalışamıyorum" diye bağırıyor, kurbağalar hopluyor. N’apıyım yani. Kilolarca kurbağa...
- Yakalama sahneleri zor oldu mu?
Gece sahneleri çok zordu ama ışığı tutunca kalıyolar. Yakaladım hepsini. Güzel hikayeydi.

‘SENİ SEVİYORUM’

1964’te 15, 1965’te 16, 1966’da 16, 1967’de 16, 1968’de 14 filmde oynadınız . 5 yılda 77 film, can dayanmaz. Bir güzellik sırrınız vardır herhalde.
Hahaha, beraber düşünelim.

Hep gülmek olabilir mi?
Olabilir. Ama gülmek dışardan gözüktüğü gibi olmayabiliyor. Ne olabilir güzellik sırrım. Ben çok seviyorum ve sevilmek istiyorum.

Rahat ‘seni seviyorum’ der misiniz?

Derim, hem de defalarca. Özellikle de sevildiğimi biliyorsam. Güzellik sırrım ‘sevgi’ o zaman.

Türkiye’nin gelmiş geçmiş en başarılı 10 erotik filmi seçilmiş, üçü sizin. Susuz Yaz, Bez Bebek ve Firar. Şaşırdınız mı?
Yoo hoşuma gitti. Ama burada duralım. Dünyada bir kadın hareketi vardı o dönem. Kadının derdi "Ben insanım, erkekle aynı hakları istiyorum" idi. Bize yansımasıysa "Cinsel özgürlüğümü istiyorum" şeklinde oldu. Türkan Şoray bile bu filmlerde oynadı bir dönem. Bana gelen teklifler de değişmeye başladı. Benim derdimse hala özgürlüktü, cinsellik onun küçük bir parçasıydı. O filmlerde sevişme sahnesi yok ama cinselliği iyi hissettirdim. Erotikliği giyinik olarak verdim. O yüzden teşekkür ederim, hakkımı teslim etmişler helal olsun. Çok hoşuma gitti.

Şah takıntısı nereden geliyor? Gülşah, Neslişah, Aslışah...
Gülşah, Selim’in babaannesinin adı. Gülşah hamileyken Neslişah Sultan’la tanıştım, bayıldım ona. İzin istedim adınızı torunuma koyabilir miyim diye. Hiç unutmam, ama hülyacım ağırdır bu ismi taşımak demişti. Sonra bir kız daha oldu, eyvah ne koyacağız. Neyse Aslı’nın sonuna Şah’ı ekledik. Hala şimdi benim ismim uyduruk mu anneanne der Aslışah. Biraz öyle oldu.

Kendinizi güzel buluyor musunuz?
- Eski filmleri şaşırarak seyrediyorum. Çok güzelmişim diyorum, o zaman koşturmadan fark etmemişim. Kocam hep güzel olduğumu söyledi ama, o bana yetti.

Şu meşhur koşup esas oğlana sarılmanızı taklit etmeyen kalmadı. Aaa yeter artık diyor musunuz?
Yooo!!! O zamana kadar farketmemiştim biliyor musun. Spor yapmadım pek, bir ara bale eğitimi almıştım, onun etkisi belki.

‘DİNİ KADINI OYNARKEN ÇARPILDIK MI’
En derin iz bırakan film hangisiydi? Ama kalbinizde değil vücudunuzda...
Dolu... Bak bileğime... Kör rolü oynuyorum. Topuğum saçağa takıldı, camdan çıktım.Susuz Yaz’da at tepti. Ayağımda barut patladı. Yılmaz Güney’le çektiğimiz bir filmde yanan çöplerin arasından koşarken ayağım yandı. Gözüm kör oluyordu. Rabia Hatun’u çekiyoruz. Zindan sahnesi bir günümüzü aldı. Selim akşam ‘Ooo yanmışsın’ dedi. Allah Allah dedim, zindan kapalı yer. Neyse yattık, gecenin bir yarısı fırladım yataktan, görmüyorum. Selim uyku sersemi anlamadı, filmi sayıklıyorum falan sandı. Sonra doktora gittik. Kortizon damlası, pansuman vs... Hüseyin Peyda da aynı durumdaymış. "Dini kadını oynarken çarpıldık mı" dedim.

Neymiş sorun?
Kapalı alanda daha güçlü ultraviyole ışık veren malzeme kullanılmış. Sonra aletin ışığın etkisini azaltan camı kırılmış. Işıkçı iş bitsin diye devam etmiş. Hüseyin Peyda kaybetti gözünü. Koca aktörün sol gözü gitti. Ama Hüseyin Bey hiç bir zaman belli etmedi bu durumu, oyunculuğu biter diye. Devlet hastanesine gitmiş ve kortizon yapmamışlar ona.

Sizde estetik var mı? Ve Müjde Ar’ın estetikli halini beğendiniz mi?
Bayıldım. Ama ben ne yaptırdım ne de düşünüyorum. Fikre karşı olduğum için değil de korkuyorum. İfademi falan kaybederim. Oyunculuk yapmayı düşünüyorum ben hala.

Hiç yorum yok: